23 Temmuz 2014 Çarşamba

Yemekte ailemle yaptığımız konuşma babamı Tayyip olmakla suçlamam şeklinde ilerlerken annemin müdehalesiyle demokratik bir şekilde sonlandı. Yaptığımız anlaşma sonucunda iki taraf da kazandı, sanırım. Tam olarak istediğim olmadı tabii ama çekirdek ailenin diktatörü tv karşısında kabak çekirdeği çitleyip ara sıra tatlılıklar yaptığı için insanın isyanını "AY NEYSE" diyerekten kalbine gömesi geliyor.

Bugün Duygu ve Merve'yle Aynı Yıldızın Altında'ya gidip ağlayıp kahırlandık. Filmden çıktıktan sonra aklıma Aylak Adam'dan şu paragraf geldi:

"Çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor. Sinemadan çıkmış insan. Gördüğü film ona bir şeyler yapmış. Salt çıkarını düşünen kişi değil. İnsanlarla barışık. Onun büyük işler yapacağı umulur. Ama beş-on dakikada ölüyor. Sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyor, eritiyorlar."

Bizim ömrümüz de 10 dakika filan sürdü. Sonra yine dedikodular, gelecek kaygıları, işler güçler. Eridik.

 Sonra iş başvurdum. Görüştüğüm kişiyle sohbet ederken konu bloga geldi, başvuru şeysine yazdırdı, eğer aklına düşerse de okursa diye gerildim şu an. Merhaba. Hoşgeldiniz. Burası böyle işte. Balıkmalık.

-Ankara'nın küçük. Küçücük. Minicik bir şehir olduğunu, biliyor muydunuz?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder