14 Kasım 2013 Perşembe

Hazırlıktayken sandığımdan fazla devamsızlık hakkım olduğunu fark ettiğimdeki gibi bir mutluluk değil bu. Zorlasan elle tutulur hale gelebilecek türden bir şey. Saçlarıma, parmaklarıma kokusu sinen. Keşke soğuk havalarda mont yerine battaniyeye sarınıp çıksak dışarı mesela, bence. Onun gibi işte. Öyle bir mutluluk.İnsana kendini şizofren sandıran bir şey. Olduğu kalıptan çıkartıp karşına koyup izleyebilirim. Sonra geri yerine koyabilirim.Yanımda dolaştırırım, gece ayak uçlarımda uyur, -(hiç kedim olmadı) Bir gece kulaklarım yanar, bir gece gözlerim yanar, bütün bedenim yanar, saçlarım, serçe parmaklarım yanar. O boğazımdan gelen sızlamaya benzer hissin tadını çıkarmayı denerim, onu da somutlaştırırım mutluluğum gibi. Küçük bir kirpiyi canlı canlı yutmuşum gibi bir his. Kirpiler çok tatlı çünkü. O yüzden bahsettiğim, makul bir sızlama. Tamam dikenli, tamam boğazım onun için fazla dar, ama aşağıdan yukarıya, kulaklara da dokunarak ağızdan çıkmaya çalışan kirpiyi kussam bir dert, yutsam bir dert, ne yapacağım? Ne yapacağım? Kirpiyi seveceğim. Bedenim bir milli parka dönene kadar, kafamın içindeki yunus balıklarıyla, filiyle, kirpisiyle, bütün hayvanları seveceğim. Çünkü neydi? Ben balık değildim. Hayır. Ben balığım. Mek parmaklar da rakı sofralarından ibaretler. Nerede selametler?

4 yorum:

  1. Güzel yazmışın gibi duruyor ama çok anlamsız. ÜZGÜNÜM.

    Sen şimdi "sen anlayamamışsın dalyarak" falan dersin buna cevaben. O yazıyı yazan kız bu yorumu yapmaz gibi geliyor ama yoğ.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Sen anlayamamışsın dalyarak."

      Sil
    2. anonim senin okuyup anlayacağın şu: http://passiflora-rapunzel.blogspot.com/

      Sil
  2. Sen karışma enişte bu Bilgeyle benim aramda

    YanıtlaSil