18 Eylül 2013 Çarşamba

Ders programımdaki bu boşluklar, ilk hafta hocaların 15 dakka sonra salıvermesiyle 3 katı büyüdü. Hep yaşadığım bir şey tabii. Birinci sınıfın ilk dönemi haftada 2 kere 5'er saat boşluklarım vardı. GEL DE MOTİVE OL. Sabahın köründe gelip Peter beyin dersinde sigaranın ve fastfood'un zararlı hakkında boş boş konuşup sonraki ders için 5 saat bekliyordum. Sonra beklememek için girmemeye başladım. Girmedikçe de işler karıştı filan. Bahaneler bahaneler. Problemin aslını kurcalamak işime gelmiyor pek. Sonra o zamanlar derslere gitmeyerek bölümümden arkadaş edinme fırsatımı depikledim. O zaman 3. sınıfta ola Duygu ve arkadaşlarıyla takılıyordum. Sonra ikinci dönem onlar erasmusa gidince kat aralarında tek başıma TAVUKPİLAV yedim. Suç ve Ceza'yı nasıl bitirdim sanırsınız? Yalnızlıktan bitirdim. Raskolnikov'a aşık oldum filan. Bu süreç biraz daha uzasaydı Tutunamayanlar'ı da yarım bırakmazdım belki. Az daha sosyal fobi geliştiriyordum ki okul bitti. Şimdi niye bunları anlatıyom? Bilmiyorum. Okul bi garip. İnsanlar da. Hava garip. Bir ara kendimi buraya fotoşopla sonradan eklenmiş gibi hissediyordum. Ona benzer şeyler yine.

2 yorum:

  1. Anlattıkların çok tanıdık geldi Bilge. Ben de adeta hayalet gibiyim okulda. Saçma ders programları, devamsızlıklar ve bölümden kimseyi tanıyamama, arkadaş edinememe... Kötü olan uzaktan gözlemlediğimde arkadaş olabileceğim kimseyi de görememem. Ve belki de şu an okulumu sevmememin, değiştirmek istememin en büyük nedeni. Sen nasıl başa çıktın/çıkıyorsun bu durumla peki? Yemek araları veya ders beklemece nispeten katlanılabilir ama vize-final dönemi not isteyebileceğin birinin bile olmadığını fark etmek çok koyuyor insana. Böyle şeyler işte.

    YanıtlaSil