18 Ağustos 2013 Pazar

Yeniden eskisi gibi yazsam ya aslında. Yazsam.

En sevmediğim laflar; eyvallah, ok, eyi.
En sevdiğim laflar: Bissürü.

Bugün sabah kalkar kalkmaz hemen mutfağa gidip sandviçler hazırladım. Kalkar kalkmaz diyince öyle erken sanılmasın, 11 filandı saat. Sandviçler hazırladım ve termos için çay demledim. Berk de kırmızıbeyaz kareli piknik örtüsü aldı. Seğmenler'e gittik. Giderken Kızılay'dan tavla aldık. Çünkü tavla oynamak çok zevkli. Sonra çay bardaklarımızdan biri çatlamış olduğu için tek bardaktan içtik. Tavlada yine ben yendim. Herkesin köpeği var. Yan tarafımıza Üstün Irk Birliği geldi ve natural selection'a kurban gidip elendik. Olsun. Yarın çocuk hastanesinin başhekimine gidip "meraba biraz burda takılabilir miyim?" diyeceğim. Bakalım neler olacak. Heyecanlıyım birazcık ama azıcık. Geçen sene kendini duvarlara çalan Murat Kekilliler göreceğimi umarken çok başka şeylerle karşılaşmıştım. Bu sefer herhangi bir beklenti içerisine girmeyeyim. Sanki bu da kimin suçu? Kimsenin. Psikoloji okumasına rağmen psikiyatri kliniğinde yatan insanların deli gömlekli ve SENİ ÇILGIN diye bağıran insanlar olduğunu sanan bir mal olarak BENİMSUÇUM. Hayır ya. Murat Kekilli'nin suçu. Bana ne. Hadi oradan.

























-seni sevdiğimi de nerden çıkardıNerdençıkardın?

1 yorum:

  1. berkten sonra adamakıllı oturup yazdıgın ilk yazı olmuş bence. biraz kısa ama olsun artık. sevindim. sağol.

    YanıtlaSil