8 Aralık 2012 Cumartesi

Akşam dışarı çıktım. Duygu-Mert-Çağrı'dan oluşan grup ve bir de Neriman ve arkadaşlarından oluşan bir başka grubu aynı çatı altına almaya çalışıp çok da çabalamadan bunu başardıktan ve iki grubu aynı masada birleştiremediğimi gördükten sonra iki masada da biraz biraz oturuyordum (adeta sünnet düğünü sahibi gibi) ki Neriman ve arkadaşları kalktı ve diğer masada kaldım. Bununla beraber rahatladım tabii. Aslında olaylar dün herkese "yarın çıkçaksan görüşelim" dememle başladı. Herkes de kesin cevablar vermedi ve ben nasolsa herkesten birileri dışarda olur diye düşünerek çıktım. Ve herkes de dışardaydı ve herkese de görüşelim dediğim için herkesle görüşmem gerekiyormuş gibi oldu. Aslına bakarsanız gerekmiyordu. Duygu'yla ne zamandır dışarı çıkamıyorduk. Ama Neriman da dün çok kahırlıydı ve birileri ona sarıldığında çok iyi geldiğinden bahsetmişti. Sonra bir de Ezgilerle yeni açılan Tektekçi'ye gitme planları yapmıştık ama o da kesin değildi. Böylece aynı saatler içerisinde 3 farklı grupla mesajlaştım ve hepsiyle de görüştüm inanır mısınız? Böyle anlatınca ortamların paylaşılamayan insanıymışım gibi oldu fakat lakin ki alakası yok. Her şey benim "hof çok cooluz illaki biyerlerde karşılaşır görüşürüz, bu planlı yaşam neden tanraşkına?" havalarına girmiş olmamdan kaynaklanıyor. Peki kendi halinde bir yaşam süren ben neden böylesi triplere girdim? Çünkü yarın, hatta bundan tam 12 saat sonra matematik sınavım var. Konunun bununla bir ilgisi olabilir. Tam emin değilim. Umrumda da değil. Bütün bunların yanında, servis beklemem gereken gecenin son yarım saatini, yani saat 1'e yaklaşırken ve servis 1buçukta kalkacağından, Underroof denilen erasmusların takıldığı mekanda Ezgilerin yanına uğrayarak geçirdim. Yani servisi Underroof'ta bekledim. Ve içeri girdiğimde bana el sallayıp şuh kahkahalar atan adam tam olarak geçen seneki Eng102 hocamdı. Hani şu ilk dersinde Geneology of Morals'ı okutan, research paper diye götümden kan aldıktan sonra yaz tatilinde benimle tetris oynayıp duran adam. Kafası bir hayli iyiydi ve bana sarılıp halimi hatrımı sordu. Ben de ona baya kilo verdiğini filan söyledim. Yavşak yavşak sırıtarak "TAŞŞAKKURLLAAĞHR :d:dDDD" dedikten sonra kimseye hoca olduğunu çaktırmamamı, herkesin onu öğrenci sandığını söyleyip biraz daha güldü ve bi ara yine tetris oynamayı teklif etti. Çok eğleniyordu zaar, ben de "tmm cnm grşrs by" diyip uzaklaştım. Sonra bi bira aldım. Sonra Sean Paul çaldığında aklını kaybeden insanları biraz seyrettim. Sonra saat buçuğa yaklaştı. Sonra Ezgi dönmemem için ısrar etti fakat vicdanım beni rahat bırakmadığı için çıktım geldim. Böyle de sorumluluk sahibiyim.

-7. sınıftayken Sean Paul kasedim vardı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder