9 Ekim 2012 Salı

Kırmızı güneşlikli yurt odası bugüne kadar oda yaldır yaldır güneş aldığından sabahları içeriyi adeta bir SEKSe dönüştürüyordu. Odadaki bütün boşluklar kırmızıydı. Her yerimize kırmızı doluyordu. Kırmızılıkla dolup taşan bir odada soyunan 4 tane kız düşünün.. Anlatabiliyor muyum.. Fakat bugün hava kapalı. İçerisi kırmızı değil. Çizgili pijamalarımı çıkarırken herhangi bir seksi öge taşımıyorum. Zaten ağzımda da dişlerim bozulmasın diye taktığım plaklar var. Seksilik çok uzak. Benden seksi olmaz. Kırmızı boşluklar lazım.

Dün akşam yine BEN NEDEN BAŞARISIZIM sorusunu bağırıp durdum. Fakat guaj boya yapmak daha cazip geldi. Guaj boya yaparken hazırlanan karelerin içini boyamam gerekiyordu. Taşıracağım diye korkup kenarlara yaklaşmadım. THAT'S WHY! Bilemiyorum.. Çizimdi, boyamaydı.. Benim işim değil. Ben yorumlamayı severim. Konuşmayı severim. Fikrimi söylemeyi bir de şaşırmayı. Şaşırmayı çok severim. Şaşırdıktan sonra bunu yüksek sesle dile getirmeyi de severim. Ben klinik psikolog olmayacağım. Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak.. Evet tamam ama, ben, açıkçası yani, yanmak istemiyorum kuzucuğum. Bana ağlayarak bir şey anlatmayın, şaşırmayı severim, üzülürüz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder