15 Eylül 2012 Cumartesi

Bugün 2 küçük valizim, bir sırt çantam, bir kol çantam bir de torbayla yurda geldim. Bütün bu eşyaları tek başıma 4. kata kadar taşıdım. Öleceğimi sandım. Ölmedim. Oda arkadaşlarım hala gelmemişlerdi. Yerleştim. Ezgi geldi. Oturduk. Sonra Esra'ya doğum günü için sürpiz hazırlamaya çalışıp beceremedim. Çünkü sürprizimiz için bize yardım eden Esra'nın erkek arkadaşı Tolga'nın arabasının önünde fakir gibi fotoğraf çekip feysbuka koyduk. O sırada internetli bir ortamdan çok uzakta olduğundan emin olduğumuz Esra'nın telefonunun bu kadar marifetli olduğunu düşünemedik. Sonra. Anlatmaya çok üşendim. Ezgi, Ali ve ben pastayı hazırladık. Esra'yla Tolga geldi. Kutladık. Yedik. Elif geldi. Saç kıran olan kedi geldi. Gitti. Bazen yine geldi. Sonra Esra, Tolga ve Elif gittiler. Ezgi yurt mutfağında bize boyoz ısıttı. İlk defa boyoz yedim. Çekirdeğe çiğdem dedikleri yetmiyormuş gibi, böreğe de boyoz diyorlarmış meğer. Ama sevdim. Ama börek. Normal börek. Güzel mi, evet, güzel ama, börek. Sonra kendi odama hırka almaya çıktım. Oda arkadaşlarımdan biri gelmiş. Annesi yerleşmesine yardım ediyordu. Tanıştık. İyi birine benziyor. Sonra gittiler. Yarın gelecekmiş. Bu gece yalnız kalacağım. Yurdun internetinde sorun var. Üzücü. Sonra da 76'nın orda oturup kağıda isim karakter filan yazıp tahmin etmeceli oyundan oynadık. Ali'ye Cafer'in Kenan Hocası'nı sordum. Cafer'in hayatımızda kapladığı yer, bazı insanların kapladıklarından daha büyük. Bence o bazı insanlar bu yüzden üzülebilir. Ama umrumda olmaz. Umrumda olacak olsa, Cafer onlardan çok yer kaplamaz. Kaplıyor. Cafer dürüst. Cafer net.

Yarın Seğmenler'e gidicez.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder